mektupsu

Leblebi Seven Kadına

“Bazen insana hiçbir şey hatırlamak kadar acı veremez, özellikle de mutluluğu hatırlamak kadar. Unutamamak. Belleğin kaçınılmaz intikamı.

Herhangi bir iz taşınıyorsa eğer, bu bir zamanlar bir yara açıldığındandır.
Yaşadığımız anları dondurup cümlelere dökme çabası, çiçekleri kurutup kitap yaprakları arasında ölümsüzleştirmeye benzer. ”

Aslı Erdoğan – “ Kabuk Adam ”

 

27 Eylül

Merhaba Ütopya, ikinci kez…

Kabuk Adam’ın istiridyeleri arasından çıkan, seni bana avaz avaz bağıran incilerle başlayayım istedim. Biliyorum, sana bıraktığım Kabuk Adam’ı da elbette bir gün okuyacaksın. Bugün acılarım, soğuk algınlığı gibi ciğerlerime batarken, yanaklarımız da mevsim şartlarından ıslakken, sözüm olsun; bir gün her şeyi ipe serip, kurutacağım.

Ben, yokluğu ayıp kollarından, kayıp giderken eskittiğim o sokaklarda, ters adımlarla yanlış evin yolunu hatırlarken, ellerinin taradığı saçlarıma bir de kentin gözyaşı damlıyor. Merak etme ama, yanaklarında alevlenen bu kulakları, ne bu yağmurlar söndürebilir ne de bu sessizlik öldürür. Beline dolanan bu kollarımı şimdilik ceplerim korur. Ah sabret! Omzumda ki yükten bir kurtulayım da, yerine pır pır eden başın konsun, ben parmaklarımı yine sana yem diye sunarım.

Kim demiş yağmur ilham verir diye. benim, bir avuç, kervan geçmez toprağıma ilhandır sözün, mihrabım gözün ve ben bu tanrıtanımazlığımdan cayacağım yeter ki buyursunlar müezzinin olan ellerin. “Aşk dinlerin en ucuzudur.”(Aslı Erdoğan

Kusura bakma sevdiğim, gözlerimden taşıyor çorak hasretim. Senden uzun değilim de, benim bile boyumu aşıyor dalgalarından yüzemediğim kasvetim. Ben diyorum ki; bizi bize küstürenler var, sen saçlarınla oynuyorsun. Sen diyorsun ki; bizi bize yasak edenler var, ben tam revaçta olanları hesaplarken, leblebi yazıyorum. Sonra ulan’lı cümlerler kurup kendime kızıyorum, “leblebiyi bile seven kadın nasıl kırılır ulan?” 

Senin de keşkelerin varmış sevdiğim, ben keşkül gibi yapış yapışken dizlerinden dizlerine, en çokta ellerinden çekip de götürmediğime köpürüyorum ocakta unutulmuş süt gibi. Dolapta da olsa fazla bekletme, bilmez misin, ben hemen bozuluyorum.

 

Reklamlar

Leblebi Seven Kadına” için 2 yorum

  1. “Ah sabret! Omzumda ki yükten bir kurtulayım da, yerine pır pır eden başın konsun, ben parmaklarımı yem diye sunarım.”

    şiir gibi, harika. tarzınızı çok beğendim. lütfen yazmaya devam edin. Ütopya Hanım siz de lütfen, bu gönlü temiz insanı kabul edin.

    Beğen

    1. İki gündür takip ediyorum, mektuplarınıza okuma şansına eriştiğim için kendimi şanslı hissediyorum. Bu denli bir aşk dışında başka hiç bir duygu böyle güzel cümleler kurduramaz.
      Ütopya’ya kavuştuğunuzda lütfen haberdar edin. Ben inanıyorum tekrar güzel günler geçireceğinize.

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s