mektupsu

ikinci son yazı 

Bilmediğim bir yoldayım, kargalar önderliğinde, tabii ki bütün kokular çiçek olur, sen bana selam gönderdiğinde. Çok pardon acımasız bir kelam duyarsan, duyarsızlığı da marifetten sayıyor perdelerin ardında bizi izleyenler. Bizi bize bizletmeyenlerden de mi saklanacağız, yoksa soğuk bir akşam omuzlarımda başın, bir film dahi izletmeyenlerden mi?Ben her taraftan kilitlenmiş evlerde kendimi çıradan sayacağım, beni sana yakan sohbeti koyu bir mangal yüreğim. Beni ben yapan fütüristik yüzüne yapışık kulaklarım… Bak bu acılar çok derin deniz olsun, alegorik; sana bir yelken verecekler, ben akıntıyı da kulaçlarım.

Bu kapkara insanın kiri yapışmış şehirlerde, sanıyor musun; galata kulesi ve boğaz çok güzel diye yüzerim?. Boğazlar ne dalgalar yaratıyor öyle, senin için paragraflar diziyordum da, duyduğum bir hecede boğulacak gibi oluyorum. İşte böyle…

Yüklesinler üstümüze anlamlar, biz taşıyacağız tabii yalnız eski filmlerde ortalıkta dolaşıyormuş o sepetli hamallar ve ben de kadehlere dolarım sensiz sokaklarda, sen de bensiz omuzlarda ağlarsın belki sarhoşluğundan sonra. Ben omuzlarımda seni de taşırım, İstanbul’da bir aşk romanı yazacaksam eğer, huzuru sende ararken..

Ben hep kendimi mi anlatıyorum, bu hep sen sızan cümlelerde, çatlaklarımdan? Ben de hep çatlaklığımdan diyorum bu öfkeler, çatlaklarım da bana kızan dillerden. Bir ordu kursam diyorum, hortumlarından aşk homurtuları çıkan fillerden, çimen olduğumuzu unutuyorum birden, pardon… ama dişlerim de, pillerimiz de bittiyorsa bu üstümüze yapış yapış rutubetten. Yeter ki sen hep çalış, seni her gün baştan çizerim düşlerimde…

Yok canım, yanlış görüyorsun, ben çocukluğumdan ağlıyorum. Canım sıkılıyor, kanım da susuyor… bu kadeh niye boş? Çok ayyaş tanıyorum da, mey koysun diye saki bulamıyorum. Sanki çok kalabalığım da ağlara dolanıyorum.

Şiirler boyuyorum kara kalem, siyah beyaz şiirler; resimlerle doldurmak geliyor sayfaları, matem dolu kafiyeli resimler; bir şarkı söylesek de olur beraber, bağırışlarımızdan, haykırışlarımızdan… Sonra yaptıklarımızdan kaçsak. Yalpalayarak, yalınayak… Biz de bir gece birlikte sarhoştuk, tam da bu sokaklarda, sarhoşluğumuzdan fırlardı içimiz de ki çocuklar, bebek de değiliz kim bizi kundakladı?

Öylede oturup dünyayı anlatmak gelmiyor içimden ve dünyayı atlatmak öpüşmekten dudaklarımızı çatlatmaya hiç benzemiyor. Zaten her taraf benzin kokuyor, ben sigara yaktım diye mi herkesin benzi atıyor?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s