mektupsu

insana kinken…

“Ama bilmez misin, derin bir kuyudan yukarı çıkarken, aşağı düşme tehlikesi en çok kuyunun ağzına vardığın zamandır.”
Plautus – Miles Gloriosus

14.07.2017

Sevgili Ütopya,

Ben distopyalara bulanmışım, bunalmış bir gece vakti, çok iyi bir aşçının elinden, sanki geçmişi geleceğe çözen yazarın kaleminden… Sen korun diye diktiğim kalemin surlarına küfürlü mermiler yağıyor, ben şemsiye bulamadım diye kağıtları tutarken, havlusunu atmış tepemde, sen de diyor musun ki elalemin sırlarına neden akıl ermiyor?

Ben çok sorular soruyorum hep dikkatsiz yürüyüşlerimde, fotoğrafları çekilmiş dikenler çıplaklığıma batarken, kaptansız bir gemi gibi… Sen öyle uzaklarda bir soluk alıyorsun, bir onu biliyorum, ben oluk oluk sebzeler kanıyorum, sırf sen seversin diye brokoliden fırtınalı bir çorba yaptım yine… O püremsi pürüzlüğü kaşıklarken, meydanlarda bana aşık atanlar “Venüs” diye bağırır, ben işsiz ve dişsiz utancımdan bir “Cani” bile diyememişken!

“canis sine dentibus vehementius latrat”

Düştüğüm okul sıralarına da, günü geceye çalar gibi, adını karalıyor da oyalanıyordum işte, şimdi yine bu sermest ahım adını benden aralıyor, ne ben uçup giden kırmızıdan, sarıdan sudan, sebzelerden cayıyorum, ben çok vah’ım diye haliyle durum da çok vahim… Ama yine arada bir sevdiğin müzikleri çalıyorum, ben yine hırsızı demirli pencerelerde ararken. Bugünlerde çok para da tutmuyorum elimde, o kadar çok aç da kalmıyorum, gerçi emin de değilim şu başımdaki etler de yerinde mi duruyor?

Varlığım da tedavülden kalkmış, madeni bir para gibi… Tedavülünde sen tedavilerden kaçıp gitmiş, duvaksız bir hasta, ben kefensiz mezara taşına alesta, ölen gençliğime yasta… Tamam, pek dalkavuk olabilirim ama cehennemden de kovuk bu sana muhtaçlık hala sana çok revaçta…

Sonra düşünüyorum aslında, yine tabi bu sıra… Yeşilliklerimin dallarından bir tabut mu çaksam kendime, sırf senin gözyaşının noksanlığına sebepten, üstüne isimlerini kazısam; “Ütopya’lar, Ülkem’ler…” sonra kitaplar yazacağım yine, içinde en afili sen ve yine en kötü ben, sen olduğun gibisin de ben kim miyim, ben? Ah bu başı bozuk, görgülü insanlık tanımaz dersin ama, ben kime inkar edeceğim, benim değil onların gözü bozukken?

Nasıl da anlamazsın, ben artık insana kinim, ben!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s