şiirimsiler

Ahlak Islatan

AHLAK ISLATAN

Ben sana denizlerden, güllerden şiirler yazıyorum.

Ne garip?

Başımdan aşağıya soğuk, dikenli ayrılıklar dökülüyor,

Bütün direnişlerim buzdan dağlara çarpıyor,

Ortadan ikiye ayrılır yüreğim.

Batan uzuvlarıma nasıl olsa,

kuşlar can simidi atacak.

Deniz oralı olmaz,

Gül hiç oralı olmaz, bana küs!

Uçan kuşlar zaten tepeden bakacak

Siz el çırpmadınız ya,

ardımdan kanatlar sallanacak.

Ben gülün adını duyunca suratını ekşiten,

Denizlerin derinlerde yüzme bilmeyen,

Gökyüzüne bakınca, ismimden istinaden, bilirim

Seni şimdi ne bu sözlerim çarpacak,

Ne de soğuk bir duman gibi hasretin dağılacak.

Sen soğukta yorganlara sarıl,

Benim yerime seni ısıtan.

Kurumayı bekleyen bir yüzle,

Amazonda bir yağmurum şimdi,

ahlak ıslatan!

şiirimsiler

Beni zaten koparttığım bu yaygara öldürür

Beni zaten koparttığım bu yaygara öldürür

Sen şimdi bana alarga,

Orada öyle dur, yüzme bilmem.

Bu sessiz sabahlarını bozan huysuz karga,

bir kap su için haykıracağım,

diğer bütün kargalar eşiğindeyken,

ağzımdaki ekmeği kapmanın.

Çatılardan ufacık görünüyor insanlık,

ve ben sana bir şiir gibi akmanın,

ne zor olduğuna inanıyorsam,

önce beni esaslıca bir kusturun.

El altında tutulmuş varlığından deyin.

Toprak üstünde barınan buhranlı bir bıkkınlık,

Beni şimdi aşk için yazılmış şiir olana dek değil,

Aş için vurulmuş insan olana değin susturun.

İçimde ki aşkı kızdırana değil,

Elinde ki aşı kaptırana vurdurun!

 

Sen hala dur orada alarga.

Ben sana yüzerken kollarım bağlı,

Batamadım bir türlü, güvertende palanga.

Beni leğenlerde, taslarla yıkar bu devranın kaygısı,

Bir özgürlük şarkısı fısıldarken, sobanın delikleri

Sen kurduğumuz ülkenin tek kişilik bandosu,

Tek başına nereye marş edersin,

Küfürlere kuşanmış.

Bana kendini kuşatmışı görürseniz,

Bu nasıl bir savaş hali deyin.

Arşa değin yüreğime saplanacak,

Korkularını üzerime tutan kadınların kargısı,

Aşk yüzünden yola düşmüşleri durdurun!

Beni şimdi kocalarından kaçan kadınların kargaşasına değil,

Ölüsünün arkasından ağlayan kargalara vurdurun!

 

Sen yaklaş biraz, kalma alarga.

Fırtınamsı kopuyor içimden bir yaygara,

Sen emir yolunda ilerliyorsun,

Ben bir demir yolu işçisiyim,

Yolu hiç düşmeyecek gara,

Bayram öncesi çok kalabalık dumanlar,

Anlaşılmıyor da peronlar ve rakamlar,

Sen şimdi şehvetli anların ertesinde tüten sigara,

Ben hep topuklarda ezilmiş izmarit,

Sen de benden yak, günlüklerinde söndür

Mey yerine hey veren meyhane,

Yüksek telden hey’den midir?

Sarhoşluğum acizane görülür.

Sakın öyle kalma alarga,

Beni zaten koparttığım bu yaygara öldürür!

şiirimsiler

Gök ve Yüzü

GÖK VE YÜZÜ

Dalgalar mı yaratıyor parmakların?
Yoksa ben mi yüzme bilmiyorum?
Karaya çıkmaya çalışan hangimiz var,
hangimiz hangimize renk katıyoruz?
Biraz daha yüzelim vaktimiz var mı?
Bak yoruldum, havaya bile kalkmıyor saçlarım.
Saçmalıyor sayılmam,
ama yine de unutuyorum.
Hangimizdi kaybolan?
Suya mı vurduk yoksa,
hani nerede bu can kurtaran?
Parmakların boğarken,
ellerin mi çekecek?
El kadar çocuğum,
çok parça yok bavulum.
Denizinden gittiğim,
o griden yerlere,
renklerinde mi gelecek?
Büyüyor mu gökyüzü?
Büyüyor mu gözlerin?
Çabuk gidelim olur mu?

(yine gidelim olur mu?)